Çaresizler, mecbur bize oy verecekler (mi?)

Çaresizler, mecbur bize oy verecekler (mi?)

24 Haziran seçimlerinin hemen ardından, yerel seçimlerin öne çekileceği haberleri düştü. Eller ovuşturuluyor… “Tamam bitti, yepyeni bir strateji ile hazırlanıyoruz seçimlere” içerikli mesajlar, CHP yönetimince büyük bir iştahla seçmene indiriliyor. Siyasetin ayeti bu. İnce, bir moda ikonu havasıyla Ayşe Arman’ın röportajına ilişiyor. Efendim, arkadaşları bir 

Yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya çekenlere karşı

Yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya çekenlere karşı

Bir oldubitti ile hızlandırılmış seçim yaşadık. Oldu, oluyor, olacak derken ve hatta bunun müjdesi muhalefetin en yetkili ağızlarından ifade edilirken, birden her şehirde silahlı milislerin sokağa döküldüğünü ve ellerinde otomatik silahlarla “zafer” kutlamasına giriştiklerini gördük. HDP ve CHP binalarına yönelen ve içindekilerle birlikte katletmenin provasını 

“Üzümün çöpü, armudun sapı”

“Üzümün çöpü, armudun sapı”

Kırılmadık, acıtılmadık hiçbir yanımız kalmamış. Alt alta yitirdiklerimizi yazmaya kalksak korkunç bir kötülüğün nasıl hayatlarımıza musallat olup hepimizi parçalara ayırdığını da anlarız. Kuru bir öfke taşımıyoruz, aksine bir ömür boyu hatırlayacağımız vahşet anlarından çok var içimizde ama bilinci hakikatle sarıp, öğrendik taşın altına elimizi koymadan 

HDP ve “Olay yeri girilmez” üzerine

HDP ve “Olay yeri girilmez” üzerine

Ortada birden çok haksızlık var ama seçim süreci içerisinde en yaralayıcı olanı, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayının bir intikam ve rehin tutma siyasetiyle içeride olmasıdır. Milletvekillerini, belediye başkanlarını ve binlerce üyesini de buna eklediğinizde, bir siyaset kırımının “milli mutabakat” denilen devlet uzlaşısı ile yapıldığı gerçeği açığa çıkar. 

Hissedenlerin İttifakı

Hissedenlerin İttifakı

İttifaklar bize sağ, milliyetçi ve muhafazakâr bir çıkış sunuyor ve deniliyor ki “başka çare yok.” Sıtmaya razı olmamızı, yoksa öleceğimizi fısıldayan bu “çare”, hiç kuşkusuz sistemin devamlılığı üzerine ortaklaşmış bir anlayışı temsil ediyor. Hep beraber sıtmaya razı olacak, ateşler içinde kıvranacak, alınlarımız “bir çöküntü devraldık” 

Hatırladınız mı?

Hatırladınız mı?

Muharrem küçük bir çocuktu. Ateşi çıkmıştı. Yollar kardan kapanmıştı.  Yer Van, mevsimlerden kış, yıllardan 2014’tü. Yetkililer aranmış ama devleti yerinden kımıldatmak mümkün olmamıştı. Öyle ya, devlet yerinde ağırdı ve sadece “terörö” denildiğinde, müthiş bir hızla uçaklar havalanıyor, helikopterler dağların tepelerine asker taşıyor, devletin bütün yetkilileri, 

Kısa çöpü çekmek

Kısa çöpü çekmek

Paldır, küldür ilerliyor her şey. Bir aday çıkarılacak ve herkese “önerdiğimiz isme katılmanız icap eder” diyecekler. Nezaket döktürecekler, kendimizi pek değerli hissedeceğiz! Bugünü el birliği ile yaratanlar, “salla bir kaşık” buyurunda, kendi etimizi, yine kendimize tattıracaklar. Bile bile kendi etimizi ısıracağız. “Efendim ülke sağcı, oyun 

Acı eşiğinin sınırında

Acı eşiğinin sınırında

Savaş tamtamları tüm sesleri bastırıyor. Yine aşağıdakilerin sesi duyulmuyor, yine can çekişen bedenler, yüzler, dertler aşağıya, daha aşağıya itilerek göz önünden çekiliyor. Bağır bağır olmaktan sesi kısılanlar var, bir gece yarısı aramızdan alıp götürülenler, okulundan, işinden, ailesinden, eşinden, dostundan edilenler var. Her şey, savaş, milliyetçilik, 

Seçimler, yalanlar, duvarlar

Seçimler, yalanlar, duvarlar

Toplumsal muhalefete dönük “hiçbir şey değişmez” algısını hız kesmeden, elindeki tüm olanak ve araçlarla yükleyen iktidar, sadece baskı ve şiddeti organize etmiyor, aynı zamanda etkisini dalga dalga yayarak, hayatın her alanında kendini hissettirecek şekilde planlanmış hamlelerle yolunu düzlüyor. Kime operasyon yapılacak, neden yapılacak, ne mesaj 

Konak direnişçileri ‘sınıf’ın neresinde?

Konak direnişçileri ‘sınıf’ın neresinde?

Mahir Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan bir temizlik işçisiydi. “İşe iade davası” açtığı için işten atıldı. Kadro talep edince kapı önüne konuldu. Şimdi 101 gündür açlık grevinde ve arkadaşlarıyla beraber seslerini duyurmaya çalışıyor. Mahir Kılıç, “5 Ay önce işten atıldım, yaklaşık bir aylık görüşmelerimiz oldu, haklılığımızı